A vida são deveres que nós trouxemos pra fazer em casa. Quando se vê já são seis horas! Quando se vê, já é sexta-feira... Quando se vê, já terminou o ano... Quando se vê, passaram-se 50 anos!
Agora, é tarde demais para ser reprovado... Se me fosse dado, um dia, outra oportunidade, eu nem olhava o relógio. Seguiria sempre em frente e iria jogando, pelo caminho, a casca dourada e inútil das horas...
Dessa forma eu digo, não deixe de fazer algo que gosta devido à falta de tempo, a única falta que terá, será desse tempo que infelizmente não voltará mais...
Ben, Beyaz, narin papatyan. Her bir yaprağıma Düşlerimi yazıp sundum sana. Belki gelirsin diye Umutla boy verdim. Her doğan günde Süzülen kartalda bakışlarını gördüm. Avundum..
Deli rüzgarı nefesin diye soludum.. Başımda bekleyen çılgın bulut sendin. Üzerime düşen her damlada hayat buldum. Büyüdüm, üşüdüm de, Sensiz inen gecede Kapattım düş kokan yaprağımı yalnızlıkta.
Soluktu yarına hayallerim. Yine de umuda dönük yüzüm Seni bekledim... Ellerini bekledim.. Sararsın diye bekledim..
Bak, zamansız kışa döndü baharım. Doruklarda çetin geçer bu mevsim. Hani tutunacak toprağım da kalmadı sarp kayalıkta. Yıllara meydan okuyan cılız bedenim, Düşüyor, görüyor musun?..
Sadeliğimi gizleyen beyazım soluyor Gelecek misin?